Akciğer kanseri, erken evrelerde genellikle belirgin bir şikâyete yol açmaz. Bu nedenle hastaların sık sorduğu sorulardan biri şudur:
“Hiç şikâyetim yok ama akciğer tomografisi çektirmeli miyim?”
Bu sorunun yanıtı herkes için aynı değildir. Düşük doz akciğer tomografisi, hiçbir şikâyeti olmayan herkese yapılan genel bir kontrol yöntemi değildir. Akciğer kanseri gelişme riski yüksek olan belirli kişilerde, hastalığı henüz belirti vermeden saptayabilmek amacıyla kullanılan bir tarama yöntemidir. Buradaki temel yaklaşım şudur: Tarama, doğru kişide ve doğru zamanda yapıldığında anlamlıdır.
Düşük Doz Tomografi Nedir?
Düşük doz bilgisayarlı tomografi (LDCT), standart göğüs tomografisine göre daha düşük radyasyon dozu kullanılarak akciğerlerin ayrıntılı şekilde görüntülenmesini sağlayan bir yöntemdir.
Bu inceleme sayesinde akciğer dokusundaki küçük nodüller ve henüz belirti oluşturmamış erken evre tümörler saptanabilir. Akciğer kanseri taramasındaki amaç, hastayı şikâyetleri başladıktan sonra değerlendirmek değil; yüksek risk taşıyan kişilerde hastalığı mümkün olduğunca erken evrede yakalamaktır. Düşük doz tomografi genellikle kontrast madde verilmeden yapılır ve kısa süren bir incelemedir.
Kimlere Düşük Doz Akciğer Tomografisi Önerilir?
Akciğer kanseri taramasından en fazla yarar gören grup, özellikle sigara kullanımına bağlı olarak yüksek risk taşıyan kişilerdir.
- 50 yaş üzerinde olan,
- 20 paket-yıl veya daha fazla sigara kullanım öyküsü bulunan kişiler için önerilmektedir.
Paket-yıl, kişinin toplam sigara kullanımını ifade eder. Örneğin günde 1 paket sigarayı 20 yıl içmek 20 paket-yıl; günde 2 paket sigarayı 10 yıl içmek yine 20 paket-yıl olarak hesaplanır.
Herkese Akciğer Kanseri Taraması Yapılmalı mıdır?
Hayır. Düşük doz tomografinin faydası, akciğer kanseri açısından yeterince yüksek risk taşıyan kişilerde gösterilmiştir. Düşük riskli bir kişiye yalnızca “kontrol amacıyla” tekrar tekrar tomografi yapmak, yarardan çok gereksiz incelemelere yol açabilir.
Tarama sırasında kanser olmayan bir bulgunun şüpheli olarak değerlendirilmesi, “yanlış pozitif sonuç” olarak adlandırılır. Böyle bir durumda gereksiz olarak ek tomografiler, PET-CT, bronkoskopi veya biyopsi gibi ileri incelemeler gündeme gelebilir. Bu nedenle taramanın amacı mümkün olan en fazla kişiye tomografi çekmek değil; akciğer kanserinden ölüm riskini azaltabilecek doğru kişileri belirlemektir.
Şikâyeti Olan Hastada Düşük Doz Tomografi Tarama Amaçlı mıdır?
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Akciğer kanseri taraması, esas olarak henüz belirti veya bulgusu olmayan yüksek riskli kişiler için uygulanır. Uzun süren veya karakter değiştiren öksürük, kanlı balgam, açıklanamayan kilo kaybı, giderek artan nefes darlığı, göğüs ağrısı ya da başka şüpheli yakınmaları bulunan bir kişinin değerlendirilmesi artık “tarama” değildir.
Bu durumda hekimin amacı, belirtiye neden olan hastalığı araştırmaktır ve gerekli görüntüleme yöntemi hastanın klinik durumuna göre belirlenir. Dolayısıyla “Şikâyetim var, tarama tomografisi yaptırayım” yaklaşımı doğru değildir. Şikâyeti olan kişi tanısal olarak değerlendirilmelidir.
Düşük Doz Tomografi Erken Tanıda Neden Önemlidir?
Akciğer kanserinde hastalığın hangi evrede saptandığı, uygulanabilecek tedavi seçeneklerini önemli ölçüde etkiler. Hastalık akciğerle sınırlıyken saptandığında cerrahi başta olmak üzere küratif, yani hastalığı tamamen ortadan kaldırmayı ve tam iyileşmeyi hedefleyen tedavilerin uygulanabilme olasılığı daha yüksektir.
Düşük doz tomografi taraması sayesinde, akciğer kanserine bağlı ölüm oranının azaltılabildiği birçok çalışma ile kanıtlanmıştır.
Tarama Tomografisinde Nodül Saptanırsa Ne Olur?
Düşük doz tomografide nodül saptanması, hastanın akciğer kanseri olduğu anlamına gelmez.
Akciğer nodülleri;
- geçirilmiş enfeksiyonlara,
- skar (tamir) dokusuna,
- inflamatuvar (iltihabi) süreçlere,
- bazı iyi huylu hastalıklara
bağlı olarak da gelişebilir.
Bu nedenle taramada görülen bir nodül yalnızca “var veya yok” şeklinde değerlendirilmez. Nodülün boyutu, yapısı, yoğunluğu, sayısı, sınır özellikleri, yerleşimi ve varsa önceki görüntülerle karşılaştırıldığında büyüyüp büyümediği birlikte değerlendirilir.
Tomografi sonuçları “düşük”, “orta” ve “yüksek” riskli kanser nodülü olarak özetlenebilir.
Düşük ve orta riskli birçok nodülde ilk yaklaşım biyopsi veya ameliyat değildir. Belirli bir süre sonra tomografinin tekrarlanması ve nodülün zaman içerisindeki davranışının izlenmesi yeterli olabilir. Yüksek riskli nodül saptanan durumlarda ise tanı-tedavi süreçleri başlatılmalıdır.
Buradaki amaç, riskli bir lezyonu gecikmeden fark ederken, iyi huylu olma ihtimali yüksek bulgular nedeniyle hastayı gereksiz girişimlere ve ameliyata maruz bırakmamaktır.
Tarama Ne Sıklıkla Yapılır?
Uygun risk grubunda düşük doz akciğer tomografisi genel olarak yılda bir kez uygulanır. Ancak taramanın devam edip etmeyeceği yalnızca yaşa göre belirlenmez. Önceki görüntüleme sonuçları, kişinin sigara öyküsü, genel sağlık durumu ve olası bir akciğer kanseri saptandığında tedavi uygulanıp uygulanamayacağı da dikkate alınır.
Ciddi sağlık sorunları nedeniyle yaşam beklentisi belirgin olarak kısıtlı olan veya akciğer kanseri saptansa dahi tedavi uygulanamayacak bir kişide taramanın sağlayacağı yarar azalır.
Düşük Doz Tomografinin Riskleri Var mıdır?
“Düşük doz” ifadesi radyasyon olmadığı anlamına gelmez. Kullanılan radyasyon standart bilgisayarlı tomografiye göre çok daha azdır; ancak tekrarlanan incelemelerde toplam radyasyon maruziyeti de dikkate alınmalıdır.
Bunun yanında taramanın önemli sınırlılıklarından biri yanlış pozitif sonuçlardır. Ayrıca bazı durumlarda kişinin yaşamı boyunca klinik olarak sorun yaratmayacak bir kanserin saptanması anlamına gelen aşırı tanı (overdiagnosis) da söz konusu olabilir. Bu nedenle taramanın yararı ve olası sakıncaları birlikte değerlendirilmelidir. Tarama programlarının yüksek riskli kişilerle sınırlandırılmasının temel nedenlerinden biri de budur.
Hastalarıma bu konuda özellikle şunu hatırlatmak isterim:
Hiçbir şikâyetinizin olmaması, özellikle uzun ve yoğun bir sigara kullanım öykünüz varsa, akciğer kanseri riskinin olmadığı anlamına gelmez.
Buna karşılık yalnızca endişe nedeniyle, risk değerlendirmesi yapılmadan sık aralıklarla tomografi çektirmek de doğru değildir.
Doğru yaklaşım; yaş, sigara yükü, sigaranın bırakılmasından sonra geçen süre ve genel sağlık durumunu birlikte değerlendirerek kişinin taramadan gerçekten yarar görüp görmeyeceğine karar vermektir. Taramanın amacı daha fazla tomografi çekmek değil, akciğer kanseri açısından risk taşıyan kişilerde hastalığı tedavi edilebilir bir dönemde yakalayabilmektir.